Flow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Flow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2017 Salı

Bahar çiçekleri

Bu aralar gözüm hep çiçekçilerde. Malum coştu tezgahlar. İstiyorum ki evde hep bi çiçek olsun.
Gerçi çiçek alışverişi beni en geren işlerden birisi :) Sıradan bir çiçek alışverişinde çiçekçi ile aramdaki tipik muhabbet şöyle:
-Şu demet ne kadar?
-Kaç demet alacan?
-Bir
(O arada çiçekçi kadın hızla yerinden kalmış, çoktan vazodan 3 demet çekmiş ve o üç demeti ıslak saplarıyla ellerime sıkıştırmaya çalışıyordur)
-Bir demeti ne yapacan yav. Al sana 3 demet 25 lira.
-Ben sadece tek bir demet istiyorum, dosdoğru tek demet fiyatı söyler misiniz lütfen.
-Al o zaman sana iki demet, ver hadi ver, 20 lira ver
(Ben arkamı dönmüş gidiyorumdur)
-Bana bak, al tamam hadi ver 15 lira...
-Al aha bunu, ver 10 lira madem...
(Ben iyice uzaklaşmışımdır artık)
Mırıldanmalar (Muhtemelen buradan sonra küfür devreye giriyor :))

Yani anlamıyorum. Neden sadece sorduğuna cevap vermezler ve neden başta illaki bir kazıklamaya kalkarlar? Bir demet çiçek almak istiyorum ama çoğu zaman 'alamıyorum' Her seferinde dayak yemiş gibi oluyorum :)
 Şu nergis ne kadar güzel kokan bir çiçek yarabbim. Eve girdiği anda köşe bucak nergis kokuyor.
  


Bu arada geçen hafta Secda'ya uğradım, yeni ne var ne yok görmek için.
Bu fincanı kapıverdim hemen.
 
Bahar gibi bir fincan. Bu arada, bu aralar yolunuz Secdus'a düşerse Lilo'yu da göreceksiniz. 
Nasıl tatlı ve masum bir şey yarabbim!
Her ne kadar çoktan salıya gelmiş olsak da yine de haftanın çoğu önümüzde.
O nedenle iyi haftalar herkese.

1 Eylül 2015 Salı

Hasret bitti



İngilizcede bir ifade vardır 'game changer' denir; yani 'oyunu değiştiren'. Bir şey, bir durum, bir yenilik öyle bir ortaya çıkar ki, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Mesela nedir bu? Belki iphone'lardır veya konu yemek ise konservelerdir veya mesela atom bombasıdır. Bunlar var olalı veya kullanılalı beri hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır. Benim için ise dergicilikte bu aşağı yukarı bir yıl önce 'Flow' dergi ile tanışmamla başlamıştır. Flow ile tanıştım ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Atom bombasından girip dergiden nasıl çıktım bilmiyorum ama kendiliğinden oluverdi vallahi :) Bu dergi ile tanışmam, güzel şeyler gurusu bir arkadaşımın evinde gerçekleşti, hatta ilk ondan ödünç aldım okudum. Sonra, birkaç ay önce Amsterdam'a gidince raflarda bulduğum iki sayısını aldım. Eve döner döner dönmez bitirince içimde bir boşluk oldu. PC başına oturup hem geçen yılın 3 sayısını sipariş verdim, hem de önümüzdeki bir seneye abone oldum. Üstte gördüğünüz, geçen yılın 3 sayısı. Kargom dün geldi. 2,5 aydır bekliyordum. Dün evde resmen inzivaya çekildim. Bugün dilimde hoş bir tat, burnumda hoş bir koku ve gözlerimin önünde güzel görüntüler var. Hep bu Flow'dan ötürü :)


Üsttekiler birkaç ay önce Amsterdam'dan aldığım ve dönüşte su gibi içtiğim iki sayı. Her sayının içinden mini defterler, kes yapıştırlar, kağıtlar, kartpostallar, çıkartmalar, güzel yazı defterleri ve benzeri bir dünya güzellik çıkıyor. Derginin 4 ana teması var: 'hayatını basitleştir', 'bağlantı kur', 'farkında olarak yaşa' ve 'kendini şımart' Bu dergiyi sanki okumuyorsunuz fakat yaşıyorsunuz. Şu soldakinin kapak yazısı diyor ki, 'Mutluluk, çoğu zaman, ne zaman açık bıraktığınızı bilmediğiniz bir kapıdan içeri sızar' Ayyy yani ayyyy! Bu cümleleri ayrı bir defterde toplayacağım.
 
Kedili kağıt bebek yaa :) Dünyanın dört bir yanından muhteşem yeteneklere sahip insanları, entersan hayat hikayelerini, bakış açılarını, görüşleri, felsefeleri getiriyor dergi size.
 Doğru söze söylenecek bir şey var mı?
 Çizimlerin, illüstrasyonların, hikayelerin, mottoların güzelliği... Çizimdeki yazıda diyor ki, 'Everything worth doing is worth doing slowly - Yapılmaya değer her şey yavaş yavaş yapılmaya değerdir'
Dergi içinde çok güzel makaleler var. Az yazı bol çizim-foto dergisi değil bu. Yazılar uzun ve çok doyurucu. (Fotoda tam tersi bir görüntü var ama :)) Kitap okur gibi okuyorsunuz dergiyi; altını çize çize.
Dün gelen geçmiş üç sayı içinden tatlı güzellikler çıktı. Böyle çıkarıp foto çektim sizin için ama içlerini açıp bakmadım, o sayfalara gelene kadar bakmayacağım. Neydi- Yavaş yavaş okuyacaktım. Öyle hepsine birden abanmak yok :) (Eğer kendimi tutabilirsem tabii) Zaten bir kere okuyunca işi bitmiyor bu dergilerin, dönüp dönüp karıştırma ihtiyacı hissediyorsunuz.