Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2017 Salı

Yavru kedilerimiz

Geçen hafta çarşamba akşamı eve vardığımızda kapımızın önünde 2 yavru kedi bulduk. Bir gece önceki sağanak yağmurda sırılsıklam olmuş, aç ve bitmiş haldelerdi. Birini ölmüş sandık ve diğeri de son nefesini vermek üzere gibiydi. O minicik nefesiyle de zor duyulan bir sesle miyavlamaya çalışıyordu.
O andaki görüntüleri o kadar iç parçalayıcıydı ki (en son foto) bir süre o tarafa bakamadım bile. Bir kutu bulduktan sonra bir parça bezle kaldırıp kutuya koyduk ve veterinere götürdük. Veterinerden aldığımız anne sütü tozu ve biberonla birlikte eve geri döndük.
 
Kutunun içinde saç kurutma makinası ile yavaşça kurutup, vücut ısılarının artmasını sağlamaya çalıştık ve ardından sütü hazırlayıp biberonla yedirdik. Karınlarını doyurunca yumuşak bir bezle, sıkmadan kundakladım.
 O andan itibaren hayata tam olarak döndüklerini hissettim.
O günden sonra o kundak, benim onlarla aramda bir huzur köprüsü oldu. O bezi görür görmez güvende olduklarını, huzurlu olabileceklerini hissediyorlar. Şu tatlılığa bakar mısınız :)
  Bebeler
 Onları buluşumuzun ardındaki iki gün ofise beraber gidip döndük ve 3 saatte bir biberonla besledim. 
Tabi biraz kendilerine gelince araba içinde zapt etmek pek kolay olmadı :) O yolculukları bir ben bilirim. Ne kutu, ne koltuk, ne kucak ne de başka bişi... İlle de boyun :) Trafikte seyrederken yan arabadaki şoförü iki omuzunda iki kediyle gördüğünüzü düşünün bir. Ben görsem 'kafayı yemiş herhalde' diye düşünürdüm kesin :)

 Derken cumartesi geldi ve büyük bir mucize eseri anneyi bulduk. Kavuşma anını görmeliydiniz.

Meğer annenin bir yavrusu daha varmış. Anneye sevgiyle yaklaşıp, besleyip kendini güvende hissetmesini sağlayınca ortadan kayboldu önce. Ne yalan söyleyeyim karalar bağladık çok fena. Çünkü hiçbir bakım, anneleriyle doğal ortamlarında yaşamaları gibi olmaz; ama biraz sonra anlaşıldı ki anne, diğer yavruyu da sakladığı yerden getirmeye gitmiş. Yavrusuyla geri dönünce gözlerimiz yaşardı.
Şimdi biz anneye bakıyoruz, arada yavrulara da besin takviyesi yapıyoruz ama ailesinin ana bakımı anne kediden.
 Bu ağzı burnu yerim ben!!
  

  Bebek işte, ne yapsın.
Bu minik yavru, biyolojik annesi geldikten sonra bile beni asıl annesi sanmaya devam ediyor. Gündüz ailesiyle beraber takılıyor. Akşam kavuşma anımız ikimiz için de bir bayram :)
 

 
Bu da bulduğumuzdaki halleri. Bunu niye paylaşıyorum? Ne halden ne hale geldiklerini göstermek için. Kendi kaderlerine bıraksaydık ölüp gideceklerdi acı içinde. Biraz emekle sağlıklı ve mutlu birer yavru olmalarını sağladık. Bu aralar etraf yavru kedi ve kedilerinin bakımı için çırpınan anne kedilerle dolu. Denk gelirseniz lütfen kayıtsız kalmayın. Selam ve sevgiler herkese.

19 Kasım 2015 Perşembe

Alacaklı

Şu fındık buruna bir bakın hele! Son ayların sürekli misafiri, her sabah bize uğramadan gününe başlamaz oldu.
Müstakil yaşama geçeli beri epeyce kedimiz oldu. Çoğuna baktık, sahiplendik ama sonradan mesafe koymak zorunda kaldık araya. Evin içine almıyoruz artık. Çok seviyorum kedileri, orası ayrı. Diğer taraftan bazen istemeden çok zarar verebiliyorlar. Bu nedenle son bir yıldır hiçbirini tam olarak sahiplenmedik. Bu gördüğünüze bir isim bile vermedik. Gerçi bu hiçbir zaman bir kedi sahiplenmeyeceğimiz anlamına da gelmiyor tabii. Bir sabah bir yavru buluverirsem kapıda her şey değişebilir :)
Gelin görün ki bir ismi olmaması bir şey değiştiriyor mu? Tabii ki hayır! :) Yine de her sabah kapıda. Pati sesi ile başlıyoruz güne :) Patilerini hızlı hızlı cama vurup göz teması kurmaya çalışıyor :) Görseniz alacaklı dersiniz.
Sonra çeşitli hareketler, danslar :) Çok tatlı bu hayvancıklar. Huzur dolular.
Sarı-kızıl köşeden de bir foto paylaşmayı ihmal etmeyeyim dedim. Geçen hafta bugün yaprakların çoğu ağaçların üstündeydi, artık çoğu yerde. Bir kenara oturup yaprakların havada döne döne, süzüle süzüle dökülüşünü seyrediyorum bazen.  Her son, yeni bir başlangıcın hazırlığı aslında. Bu dökülme de, önümüzdeki bahara yepyeni yapraklarla şıkır şıkır hazırlanmak için. Etrafımızdaki bütün güzellikleri verene sonsuz şükürler olsun. Bugünü nedense cuma gibi hissediyorum, olmadığını ara ara hatırlatmam gerekiyor kendime. Cumayı perşembe sanmak çok güzel de, perşembeyi cuma sanmak zor :) Selamlar benden kocaman.


9 Temmuz 2015 Perşembe

Kiraz ve Raket

İnsanları tanımlamada kediler önemli bir faktördür. Bana göre insanlar ikiye ayrılır :) Kedileri aşırı sevenler ve nefret edenler... İkisinin arasında birisiyle henüz tanışmadım. Ben şüphesiz ilk gruptayım. Dünyadaki huzurun önemli bir kısmının bu hayvanların kalbinde (veya belki patilerinde) saklı olduğunu ve bu huzuru büyük bir ustalıkla bulaştırma yetisine sahip olduklarını düşünüyorum. Üstteki fotoda gördüğünüz, türlü şekilli yaramazlıkla elimdeki kitabı bıraktırıp sonrada üstüne çıkıp tepinen bu minik kızın ismi 'Kiraz'. Defniko'nun tenis kulübünün kedisi. Kendinden önce kulüpte kendisinden birkaç ay büyük olan abisi 'Raket' vardı. İkisi de çocukların maskotu durumunda.

Geçen gün Defniko'nun antrenmanını seyrederken Kiraz geldi kucağıma yattı. Biraz eteğimin ucuyla oynadı, kuyruğunun ucunu tutmaya çalıştı, esnedi, gerindi ve derken yavaş yavaş uykuya kendini teslim edecekti ki, Kiraz'ın kucağımda olduğunu fark eden Raket bir hışım geldi ve lönk diye kucağımda yatan Kiraz'ın üzerine attık kendini :) Ve ikisi birden yavaş yavaş uykuya teslim ettiler ruhlarını birbirlerinden hiç rahatsız olmadan.

Böyle bir tatlılık var mı. Öper halde uyumak olsun bu fotonun adı :) 

İkisini uzaktan gören bir şey koklatıp bayılttım sanır, öyle geçtiler kendilerinden. Onların bana iyi geldiği kadar ben de onlara iyi geldim belli ki, mamanın kokusu uzaktan gelene kadar epey bi yattılar böyle 40-45 dk kadar...