9 Nisan 2015 Perşembe

Kitap saksı

İşte size mükemmel bir uygulama. Kitapları sadece okuyan değil ama onları yaşayan bir insansanız ve hayatınızın her anında yanı başınızda, gözünüzün önünde olsun istiyorsanız bu uygulamayı deneyin ve bu orijinal saksıya sahip olun.   
 
Bu uygulama için aradığım kalın kapak kitapları Ortaköy'deki mini sahaflarda buldum. Çok uygun fiyata aldım ve işe koyuldum.

Kitabınızı belli bir derinliğe kadar oymanız ve toprak için boşluk açmanız gerekiyor.  Bunu yaptıktan sonra dibine derinlik ile aynı yükseklikte şeffaf föy serin ve toprağı doldurarak seçtiğiniz bitkileri ekin.

İşlem bittikten sonra üzerine biraz taş serpebilir, kürdan ucuna yapıştıracağınız etiketlerle süsleyebilirsiniz. Etrafını sımsıkı sarıp sıkıca bağlamanız saksınızın sağlam olmasını ve formlu durmasını sağlıyor. İşte kitap saksınız hazır :)
 

Uçan bahçe

Bu 'uçan bahçe' konusunu daha duyacaksınız benden. Bayılıyorum bu fikre. Evin ne içinde ne de dışında ekstra saksıya, yeşilliğe yer kalmadı. O halde ne yapalım, uçan versiyona geçelim :) Uzun zamandır bu kürelerden arıyordum. Bunu bilen canım arkadaşım İpek'im kendininkini boşaltmış yıkamış bana getirmiş. Ben de hemen bitkisini ekip düzenleyip astım. Kendisi uçan bahçemin ilk fanusu :)

Bu sedum burrito da uçan bahçemin ikinci misafiri. Uzun zamandır arıyordum ama bu çok nadide bir bitki. Her yerde yok. Bir hafta kadar önce buldum ve çok mutlu oldum. Şimdilik ben o gün evin neresindeysem orada bir yerlere asıyorum ama yakında kalıcı yerine kavuşacak.

İkea kılıf

Bazen birşeyin çözümü çok basittir ama nedense daha önce aklınıza gelmez. Bu şezlonglarda öyle oldu. Epeydir kullanıyoruz. Dikkat ediyoruz ama bazen güneş bazen yağmur çok yıpratmıştı. 
 
Bu şezlongların ömrünü nasıl uzatsam diye düşünüyordum ki bir gidişimde bu İkea kılıfları fark ettim. Bir terziye çok basit bir dikişle iki kılıf diktirdim. Üstten ve alttan hafif takmalık cepleri var. Çok kolay takılıp çıkarılıyor.

 
 
İşte böyle oldular. Bu kılıflar sayesinde çok sevdiğim şezlonglarımı daha uzun süre kullanabileceğim. E tabi kağıt süslerim de benimle birlikte her yerde :) Onlarsız olmaz. Defne'nin 4. doğum gününden kalma buntingleri arada aklıma estikçe ve hava durumu elverdikçe bahçede kullanıyorum zaman zaman.  


Kaktüs ve sukulent cenneti

Zaman zaman kaktüs ve sukulentlere olan ilgimi yazıyorum fırsat buldukça. Geçenlerde yolum Eminönü'ne düştü. Orada bir cennet varmış meğer. Ben o güne kadar şehir dışı dahil çok zor koşullarda topladım ama oradaki tohum çarşısının Yeni Cami'ye bakan yüzünde birkaç esnaf var ki akla gelmeyecek çeşitte kaktüs ve sukulent satıyorlar. Ben o gidişimde epey bir saksı topladım. Siz de meraklıysanız uğrayabilirsiniz. Zaten hepsi yan yana. Önce fiyatlara bakın, karşılaştırın, sonra satın alın.  

Şunların güzelliği beni mest ediyor.


Bunlar da cam küre aranjmanlar. O gün taşıyamam diye alamadım ama en kısa zamanda alacağım.

Dantelden tepsiye

Bundan aylar aylar önce Bursa'nın Cumalıkızık köyü'ne bir gezi yapıp oradaki tonton ninelerden danteller satın almış ve çerçeveletip duvara asmıştım. Bu fotoda ilerde soldaki duvarda görüyorsunuz. Evimdeki en orijinal köşeyi meydana getirmiş olmaları bir yana, bu çerçevelerin farklı bir kullanımından da bahsetmek istiyorum size.
 
Yukarda gördüğünüz gibi, sık sık duvardan indirip tepsi olarak kullanıyorum bunları. Siz de nostaljik objelere meraklıysanız ve bunları günlük hayatın içinde aktif kullanmak istiyorsanız bu uygulamayı deneyebilirsiniz.
 
 

 
İşte böyle, kahve içmek (bana çok acı gelen  ve aslında sevmediğim tadını görmezden gelirsem eğer) güzel bir ritüel. Bu ritüeli farklılaştıran sunumlar ise ayrı bir zevk. Haydi afiyet olsun :)

Hello Kitty (ya da Hello Bear :))

Nasıl bir yağmur var dışarda. Ve de soğuk mu soğuk bir hava. Sanki nisanda değil de kasım ayındayız. Dondurucu soğuk da üzerine tuz biber. Aslında bunlar çok bereketli yağmurlar. Hele de arada güneş, arada yağmur olunca tabiat için en verimli ortam oluyor. Olsun, yağsın yağacağı kadar, iyice ihtiyacımız olacak yazın kavuran sıcaklarında.

2 ay mı önceydi, tam hatırlamıyorum. Defniko ile şirin bir Hello Kitty kek yaptık. Gerçi minik bir kedi yavrusuna benzediği kadar minik bir ayı yavrusuna da benziyor :) Onun için böyle bir başlık attım. Kurdelesi ve bıyıkları olmasa tam bir ayı yavrusu denebilir :)

Şekil şekil fotoğrafladık önce.
 
Sonra da baba kız ayaklardan başladılar götürmeye. Tadına bile bakamadığım sayısız 'tatlı' yiyeceklerden biri olarak bu minik kek de tarihdeki yerini aldı :)


2 Mart 2015 Pazartesi

Merdivenden rafa dönüşüm hikayesi

 


Bilmiyorum bundan ne kadar süre önceydi. Galiba pinterestte veya belki instagramda gördüm. 2-3 basamaklı bir merdiven elde boyanıp saksı rafı olarak düzenlenmişti. O gün aklıma yer etti. Bulursam büyükçe bir merdiven edinip raf olarak düzenlemeye karar verdim. Geçtiğimiz üç gün içinde bu projeyi hayata geçirme imkanı buldum. Tam kafamdaki gibi bir merdiven bulup 3 gün süren uğraşlar sonucunda bu şekli vermeyi ve onun için düşündüğüm yere yerleştirmeyi başardık.


Burada merdivenin orjinal halini görüyorsunuz. Yüksekliği herhalde 2 metre civarında. Fiyatı 130 TL idi. Pazarlıkla 110 TL'ye aldım.  

Her işte olduğu gibi bu işte de asistan desteği şart :) İyi yetişmiş, kalifiye ve görevini şevkle yapan bir asistan her zaman en büyük desteğinizdir :) İki fırçamız vardı. Alt katları minik asistanım boyadı. Üst katları ben boyadım. Gerçi asistanım okuldan gelir gelmez bunu görüp okul eşofmanlarını bile çıkarmadan boyaya dalınca okula boyacı çırağı görünümlü eşofmanlarla gitme durumuyla burun buruna kaldı ama neyseki yıkanınca lekeler çıktı. Sonraki aşamalarda eski püsküleri giyinip bir de önlük takmaya ikna ettim :)

Bir tarafı boyanmış haliyle merdivenimiz böyleydi. Güneşe kurumaya çıkarttım ama boya çabuk kurudu şansımıza (Polisan - mat beyaz boya kullandım) Ayak uçlarını en son boyadık.

Merdiveni kullanacağım yerdeki alana göre merdivenin ayak açıklığına göre her bir rafın ölçülerini hesaplayıp Koçtaş'a giderek burada gördüğünüz 5 plakayı kestirdim. Toplam 20 TL tuttu. Burada da boyamadan önce ölçüler doğru kesilmiş mi diye kontrol ediyorum.

Her iki ayağın ve ara rafların boyanmış ve çivilenmiş, daha doğrusu rafımızın bitmiş halini görüyorsunuz. Kuruma işlemi için yine güneşe çıkardım ama açık havada kurutma imkanı olmayanlar kesinlikle endişelenmesin, iç mekanda da rahatlıkla ve hızla kuruyor.


Ve yerine yerleştirip dekore etme zamanı ki bu kısım çok keyifli oldu. Kızımın 6. yaş doğum gününden bu yana sarkıt şeklinde dekoratif olarak kullandığım ponponların ve kağıt fanların altına yerleştirdim.


Sukulentlerim ve biblolarım baş köşede yerlerini aldılar. Evdeki kaktüs ve sukulent sayısı minik bir satış reyonu açacak sayıya vardı ama bu güzelliklerin fiyatları çok değişiyor ve kimi yerler fazla yüksek fiyattan veriyor. Pendik'ten Kartal'a giderken sağda 'Yalova Bahçecilik' adında bir çiçekci var. Orası benim şimdiye kadar gördüğüm en hesaplı satışı yapıyor. Son gidişimde oradan 8 sukulent 2 kaktüs ve fotoda gördüğünüz beyaz kaktüs aranjmanı aldım.  
 




  
İşte son durum böyle. Birşeyi yapıp da 'bunu ben yaptım' diyebilmenin keyfi çok başka. Hem yapma aşamaları çok güzel, insanı dinlendiriyor, eğlendiriyor; hem de yaptıktan sonraki kullanımı keyifli. Fırça, çivi, çekiç vb gibi yan malzemelerim vardı, o yüzden onlar için bir fiyat veremiyorum fakat bu gördüğünüz 2 metrelik raf; 110 TL merdiven, 20 TL ahşap plakalar ve 21 TL boya olmak üzere toplam 151 TL'ye geldi. Ekonomikliği ve benim evime özel olması da işin cabası. Bu arada geçtiğimiz günlerde asistanımın odasının bir kısmını da duvar kağıdı ile kapladık. Duvarın o tarafı çizikler, yapıştırılıp çıkarılmış şeylerin izleriyle doluydu. Kağıtla o bezeleri kamufle etmeyi hedeflemiştik ve çok da güzel oldu. O süreci de benzer uygulama düşünüp de fikir arayanlar için ayrıca yazacağım. Sevgiler ve iyi haftalar herkese.