28 Mart 2017 Salı

İtalya 3: Venedik ve Burano gezimizden kareler

Ve uçağımız inişe geçti. Altımızda İtalya toprakları. Venedik'e varmak üzereyiz. Geçen hafta perşembe sabahı, saat 09:20 suları. Annem, ben ve kız kardeşim, uzun zamandır hayalini kurduğumuz şeye, başbaşa bir İtalya tatiline başlamak üzereyiz.
Aşığım İtalya'ya. Özetle benim durumum bu. Her yıl ve yılda birkaç kere gitsem sıkılmam. Dünya bir tarafa, İtalya diğer tarafa. Venedik Marco Polo Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra, 1 saatlik otobüs yolculuğu ile Padova'ya geçtik. Padova İtalya'nın üniversite şehirlerinden biri. Nispeten ufak ve sakin bir şehir. İlk gece Padova'da konakladık.

Locanda Ca Le Vele, Venedik

Venedik gezisinin bizim için en büyük sürprizi hiç şüphesiz otelimiz oldu. 16. yy Venedik tarzında döşenmiş odası aklımızı başımızdan aldı. Kanal manzaralı bu odada kendimi gerçekten birkaç yüzyıl öncesinde yaşıyormuş gibi hissettim. Yolu Venedik'e düşeceklere öneririm. Detaylar burada.
Duvarları kumaş kaplı bir odada en son ne zaman bulundum (veya hiç bulundum mu) gerçekten bilmiyorum. Farklı bir his veriyor insana.
Bu tarzı sever misiniz bilmiyorum ama benim çok hoşuma gidiyor. Dönem filmlerinden fırlamış gibi.
Mobilyalardaki detaylar çok hoşuma gitti.

 

 İnsanlar otel odalarında TV olsun istiyorlar biliyorum ama olmasa bence daha iyi :)



 Seyahat günlüğü olmazsa olmaz bir şeydir.
  Karşı bina

 Grand Canal ve gondolları

 Meşhur Rialto Köprüsü
 Eşsiz bir 'serendipity' anı
San Marco Bazilikası. Eğer yolunuz düşerse, sırt çantası ile içeri almıyorlar.
Bir süreliğine emanete bırakmanız gerekiyor.
 Tipik Ayasofya
 San Marco terasından meydan manzarası
 Solda Venedik dukalarının sarayı. Venedik'i diğer Avrupa şehirlerinden ayıran temel unsur mimarisindeki Bizans ve Osmanlı etkisi. Dikkatli bakınca birçok detayda bu iki etkiyi  görebiliyorsunuz.

 San Marco'nun yer döşemeleri. İnsanın aklı mantığı almıyor gerçekten.


Yılın her ayında akın akın gelen turiste inat, şehrin yerlileri kendilerini günlük hayatın doğallığına alabildiğine bırakmış.
İstanbul aydan aya değişir bozulurken, Avrupa şehirleri itina ile muhafaza ediliyor. Venedik'e ilk gidişim herhalde 9-10 yıl önceydi. Sanki taş yerinden oynamamış.
  'Işılım, bu güzel foto için teşekkür ederim'
Rialto Köprüsü'nün gece manzarası. Bu muazzam şehrin bir gün sular altında kalacağını bilmek çok üzücü.

Burano
Fotoğraflarını her yerde gördüğüm Burano adasına gitmek bu gezide mümkün oldu.
Bü.yü.len.dim.  
 Dört bir yan kutu gibi rengarenk evler ve kanallarla dolu.

 Böyle bir tatlılık olabilir mi!


 Bu kule 5-10 derece eğimle duruyor. Meğer İtalya'nın tek yamuk kulesi Pisa değilmiş.
Bir kapı genişliğinde ön cephe. Öldüm meraktan. Kimler yaşar bu kırmızı evcikte? Nasıl bir dekoru vardır? Sabah kahvaltıda ne yerler? Evden kaçta çıkarlar? Neleri severler?


 :) 
Burano adasına yolunuz düşüp, iyice gezip tozduktan sonra acıkacaksınız. Oturmanız gereken Restaurant'ın adı 'Galuppi'. Türk bayraklı Türkçe menüsü, güler yüzlü garsonları ve parmak yedirten lezzette menüsüyle sizi çok mutlu edecek.
Burano'dan sonraki durağımız Murano adası oldu ama Murano Burano'ya göre daha büyük, dağınık ve sanki biraz da bakımsız. Dolayısıyla sadece birini seçmeniz gerekirse eğer, benim önerim Burano. Burano'dan kızıma hediye aldığım minyatür cam bibloları henüz fotoğraflamadım. Çektiğimde onlara da burada yer vereceğim çünkü çok güzeller. Dönmemle birlikte, tekrar ne zaman giderim acaba diye düşünmem bir oldu. Gezmek gerek. Herkese benden kucak dolusu sevgiler.

14 Mart 2017 Salı

'Geçmiş bahar mimozaları'

Ne zaman mimoza mevsimi gelse, aklıma hep o film geliyor: 'Geçmiş bahar mimozaları'. Filmin ne konusunu hatırlıyorum, ne de oyuncularını. Aslında adından başka hiçbir şeyini hatırlamıyorum ama o ne güzel, ne hüzünlü bir isimdi. Sanıyorum TRT'nin tek kanal olduğu dönemdi.
Dört bir yan sarı mimoza ağaçlarıyla doldu. Doğa uyanmaya başladı işte yine. Nasıl hayranım bu uyanışa. Bugün hava yağmurlu, şehirde tam bir kaos, hava buz; ama baharı düşününce mutlu oluyorum yine de. Daha sırada neler var neler. Ne ağaçlar, ne çiçekler...
 O filmden midir nedir, hep hüznü çağrıştırıyor mimoza bana.
Mimozam ve mumum tam bir uyum içinde poz verdiler dün.
Mum gerçek bal mumu. Ataşehir pazarından almıştım.

Biz sabırla baharı beklemeye devam ederken, doğa da sabırla ağırdan almaya devam ediyor :) Olsun, bir şeyi büyük heves ve özlemle beklemek de güzeldir. Bekleyeceğiz. Bekleyip kavuşmanın hazzını taa içimizde hissedeceğiz.

7 Mart 2017 Salı

Bahar çiçekleri

Bu aralar gözüm hep çiçekçilerde. Malum coştu tezgahlar. İstiyorum ki evde hep bi çiçek olsun.
Gerçi çiçek alışverişi beni en geren işlerden birisi :) Sıradan bir çiçek alışverişinde çiçekçi ile aramdaki tipik muhabbet şöyle:
-Şu demet ne kadar?
-Kaç demet alacan?
-Bir
(O arada çiçekçi kadın hızla yerinden kalmış, çoktan vazodan 3 demet çekmiş ve o üç demeti ıslak saplarıyla ellerime sıkıştırmaya çalışıyordur)
-Bir demeti ne yapacan yav. Al sana 3 demet 25 lira.
-Ben sadece tek bir demet istiyorum, dosdoğru tek demet fiyatı söyler misiniz lütfen.
-Al o zaman sana iki demet, ver hadi ver, 20 lira ver
(Ben arkamı dönmüş gidiyorumdur)
-Bana bak, al tamam hadi ver 15 lira...
-Al aha bunu, ver 10 lira madem...
(Ben iyice uzaklaşmışımdır artık)
Mırıldanmalar (Muhtemelen buradan sonra küfür devreye giriyor :))

Yani anlamıyorum. Neden sadece sorduğuna cevap vermezler ve neden başta illaki bir kazıklamaya kalkarlar? Bir demet çiçek almak istiyorum ama çoğu zaman 'alamıyorum' Her seferinde dayak yemiş gibi oluyorum :)
 Şu nergis ne kadar güzel kokan bir çiçek yarabbim. Eve girdiği anda köşe bucak nergis kokuyor.
  


Bu arada geçen hafta Secda'ya uğradım, yeni ne var ne yok görmek için.
Bu fincanı kapıverdim hemen.
 
Bahar gibi bir fincan. Bu arada, bu aralar yolunuz Secdus'a düşerse Lilo'yu da göreceksiniz. 
Nasıl tatlı ve masum bir şey yarabbim!
Her ne kadar çoktan salıya gelmiş olsak da yine de haftanın çoğu önümüzde.
O nedenle iyi haftalar herkese.

27 Şubat 2017 Pazartesi

Yumurta başlığı

Tuhaf bir haldeyim. Sabahtan beri başım fıldır fıldır. Ayağa kalktığım veya hafif de olsa eğildiğim anda başım dönüyor. Üstelik birazdan Maslak'ta bir toplantıya gitmek üzere çıkmam lazım. İnşallah araba kullanırken olmaz bu baş dönmesi :(


Neyse, bu tatsız girişten sonra asıl konuya geleyim. Geçen hafta amigurumi denemelerine devam ettim. İlkini size burada anlatmıştım. Geçen hafta da yumurta başlığı (egg warmer) yaptım. Çok basit, son derece pratik bir uygulama. Elinize ayar kazandırmak için yapabileceğiniz güzel bir başlangıç projesi.
Sık iğnenin arttırma usulü ile çalışılması temelli bir uygulama.

Bu fotoğrafları çektikten birkaç dakika sonra tabağım elimden kaydı, tuzla buz oldu. Baharı hatırlatıyordu bana. Sultanbeyli bit pazarından almıştım ama kısmet. Ömrü bu kadarmış.

Bu arada bu uygulama TUVA Yayıncılık'tan çıkan ve Nicki Trench'in hazırladığı 'Kolay ve sevimli tığ işleri' kitabından... Nicki bunlara tutmaç olarak zincir değil de, kurdele dikmiş. Ben  etek ucu renginde zincir monte ettim. Herkese güzel bir hafta diliyorum.