22 Şubat 2018 Perşembe

42 yıllık fincanlar

42 yıllık fincanlar... Annem Sağlık Meslek Yüksek Okulu'ndan mezun olunca, mecburi hizmet tayini Mardin'e çıkmış. Bir süre Mardin'de görev yapmış. Çiçeği burnunda bir hemşire olarak aldığı ilk maaşıyla kaçak getirilen bu fincanlardan satın almış. Şimdi 3 adet var elimizde. Anneannem saklamış. 2017 sonunda da annem bana getirdi fincanları.
 Ben de geçen hafta sonu evde minik bir dekor yapıp fotoğraflarını çektim.
 Öyle zarif, öyle minnoş ki. Koca bir dönem evlerde kahveler bu fincanlarda içilmiş.  
Bir diyeceğim şey de şu ki, bu beyaz pamuk minnak çiçeklere bayılıyorum. Ne kadar zarifler. Çiçekçilerde ana çiçek olarak değil de, demetleri süsleme amaçlı figüran çiçek olarak kullanılmalarına razı değilim.
Ve son olarak, demek taa 42 yıl önce bile Çin'den geliyormuş her şey. Ne Çin'miş demek geliyor içimden. İpek Yolu ile başladıkları ticarette ülkeler hala Çin'den gelen akışı nasıl durduracaklarına kafa yoruyorlar.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Tığ işi el yapımı çanta

Geçtiğimiz hafta bir örme dürtüsü geldi bana. Akşamları tığımı ve iplerimi aldım elime ve başladım ufaktan. Kırlent yüzü mü yapsam, bebek battaniyesi mi derken minik bir çantada karar kıldım. 2 eşit parça ördüm.
 Sonra bunları 3 kenardan sık iğne ile birleştirdim. 
 Bu renkler çok hoşuma gidiyor. İplerin markası Fibra Natura Coton. Pendik Kaplan'dan alıyorum. 
Katıldığım bir seminerde verilen yaka kartındaki bu metal kulakçıkları kesip lazım olur diye koymuştum bir kenara. İki yandan taktım çantaya. Uzun omuz askısı mı yapsam yoksa tek taraftan portföy gibi taşımak için bileklik mi yapsam ona karar veremedim henüz. 
 Düğme dekoratif. Alttan çıtçıt kapama yaptım. 
Askının yanı sıra çantanın bir eksiği daha var ki o da astar. Güzel bir astar gerekiyor ki hem formu bozulmasın, hem de minik parçalar aralardan düşmesin. Aslında en güzeli astara fermuar monte etmek olur değil mi? Bu arada askı konusunu galiba uzun kol askısı (çapraz da takılabilecek şekilde) şeklinde yapacağım. Daha kullanışlı olacağı kesin. Güzel bir astar kumaşına ihtiyacım var şimdi :)

Herkese güzel bir hafta diliyorum. Beklediğiniz, hayal ettiğiniz ne varsa sizin olsun.

2 Şubat 2018 Cuma

Galeri 77

Geçenlerde bir ara yolum Şişli Harbiye dolaylarındaki Galeri 77'ye düştü. Renklerden paralize oldum yine. Ben aslında Pendik Kaplan'cıyım. Orası çok büyük, geniş ve bol çeşit var (Her türlü tuhafiye malzemesinde) Diğer taraftan, Galeri 77 de yakınlar arasında en kapsamlısı.
Şu renkler çok minnoş değil mi? 
2017 Şubatında parmak örgüsü ile herhalde 20'ye yakın boyunluk yapmıştım. (Biri de yukarıdaki) Fotoğrafta gördüğünüz boyunluğun ipi olan Alize Country'lerden aldım 4 tane. Bu arada merak edenler buradaki yazıma göz atıp boyunluk yapımını görebilir. 4 ipin ikisini o gece yaptım ama kalan 2 boyunluğu da bu gece yapacağımmm. Çok mutluyum bunun için :) Sizlere iyi hafta sonları. 

5 Ocak 2018 Cuma

Hani nerede?

Hani şarkıda diyor ya,

'Bekle dedi gitti,
ben beklemedim,
o da gelmedi.
Ölüm gibi bi'şey oldu
ama kimse ölmedi'

Aynen bu şarkıdaki gibi... Kış gelecek sandık, kar yağacak sandık, ortalık bembeyaz olacak sandık... Böyle sandığımız için yazdan kendi rızamızla ayrıldık. Hani nerede kış. Ocak ortasında ceketle geziyoruz. Kar yok. Yılda bir kere yaşadığımız o bembeyaz büyülü günler yok. Yazdan zoraki ayrıldık, kışı çok da istemedik, o da zaten gelmedi :) -- Anlatmak istediğim şeyi dizelerle bağlamaya çalışıyorum ama oldu mu bilmiyorum :)

Olsun. Bugün çok muyluyum. Ayselim İsviçre'den izne gelmiş. Bu gece bizim gecemiz, bu gece kızlar gecemiz :) Herkese mutlu hafta sonları...

17 Kasım 2017 Cuma

Yeşilyurt - Assos 2017

Kısa bir süre önce, birkaç günlüğüne Yeşilyurt (Kaz dağları) ve Assos'a kaçtık. Birkaç gün dediğim süre aslında 1 gece Yeşilyurt ve 1 gece de Assos'tan ibaret. Bazen öyle bir durum oluyor ki, kısacık bir kaçış, günler süren tatillere bedel oluyor. Bu kısacık mola da öyle bir şeydi.
Yeşilyurt, bilhassa sezonunda acaip popüler bir yer. İğne atsan yere düşmeyecek günleri var. O zamanlarını sevmediğimiz için bilhassa bu mevsimde tercih ettik ama her gidişimde içimde bir yer acıyor. Pespayelik, bakımsızlık, pislik... Güya sit alanı ama paravanların, çalılıkların ardında sinsi sinsi devam eden inşaatların sesi ve tozu her yerde. Herkes günlük para kazanmanın derdinde. Bu tabiat harikası köye nasıl sahip çıkarız diyen yok. Plastik sandalyeler... Naylon masa örtüleri...
Bir de iddia ediyorum, Türkiye'nin en rüküş otelleri Yeşilyurt'ta. Yok böyle bir fevkaladenin fevkindelik. Çetmihan ve Manici'den tutun, Reiss Inn ve en tepedeki Öngen'e kadar hepsini tüm detaylarıyla biliyorum. Ne yalan söyleyeyim, Çetmihan'ı yıllar yıllar evvel pek beğenmiştim. Aslında bar kısmı hala çok güzel. Ama o odalar! Aman yarabbi o odalar... 'İç nasıl karartılır' dersi. Yine de eklemeliyim ki rüküşlük konusunda Reiss Inn en rakipsizi. Odada şömine ve jakuzi vb arıyorsanız adres Reiss Inn ama ben başka bir şey söylemeyip kararı size bırakıyorum. Belki bir yolunuz düştüğünde uğrama imkanınız olur ve kendi kararınızı kendiniz verirsiniz.   
Bir de o turizm keşmekeşinin içinde kendi evine sahip olanlar var tabii. Vallahi şans mı şanssızlık mı tam bilemiyorum. 
 Ama tek bir gerçek var ki Yeşilyurt'un doğası muhteşemmm! 
Neyse, Yeşilyurt hakkında yazdıklarımla içinizi yeterince kararttıysam Assos'a geçebiliriz :) Biricik Assos. Toz konduramayacağım cennet. Bence yurdumuzun en muhteşem köşelerinden birisi. 
 Liman tarafı ayrı güzel, Behramkale Köyü ayrı, Kadırga Koyu ayrı ve Sokak Ağzı tarafı ayrı...
Bu gidişimizde Liman otellerinden Nazlıhan Eden'da kaldık. Denize sıfır bir otel. Dalgaların sesi ve sürekli limana girip çıkan teknelerin patpatları çok güzel. İnsana huzur veriyor. 
Assos'u hiç bu kadar boş görmemiştim. Çok güzeldi. Bizden başka 1 çift, ufak bir grup ve onlarca kedi vardı. Bir de yerliler... Sakin, güzel ve alımlıydı Assos. Her zamanki gibi.
Kasım olmasına rağmen havadan yana çok şanslıydık. Güneş bulutların ardına hiç çekilmedi çok şükür.


İşte tam burada kendimi çok acaip hissediyorum. Muhteşem bir özgürlük hissi. Antik dönem insanlarının bu muhteşem tepede, muazzam Ege manzarasına karşı tiyatrolar seyredip felsefe okulları sürdürmeleri bana inanılmaz derecede etkileyici geliyor.
 Assos'un meşhur meydan kahvehanesi. Bayramda seyranda oturacak sandalye bulamazsın :)
 Çok şükür plastik sandalyelerimiz her yerde. Onlar olmasa ne yapacak idik. 

 Şu fotoğraf burnuma deniz kokusu getiriyor. 

 Bohemian O 


 Hangi masaya otursak :)


İşte böyle... Umarım hiç bozulmaz Assos. 15 sene önce aynıydı, şimdi de aynı. İnşallah bundan sonra da böyle devam eder ve bizler arada yakın bir yerlere kaçmak istedikçe Assos'a gönül rahatlığı ile gidebiliriz. İyi hafta sonları herkese.

11 Ekim 2017 Çarşamba

OVE adında bir adam

Bir tanıdığım çoğaltıp vermişti bu çiçeği. Kendi evindeki saksıdan bir dal almış. Suda çimlendirmiş, sonra da bendeki saksıya ekmişti. Şimdi salkım saçaklı bir güzel oldu. Bayılıyorum böyle yukarılardan dökülmesine.

Bir evin dekorasyonu için bitki şart bence. Yeşillik yoksa güzellik yoktur :) Aslında bu aralar bir Koçtaş'a uğrayasım, bitki reyonunu gezesim var. Pachiram öldüğünden beri yeri çok boş kaldı. Yeni bir ağaç/bitki istiyorum. 
 Büyük mumlar burada daha iyi
Ve gün geceye döndü
Dün gece hem ağladım, hem güldüm. Muhteşem bir film izlemek isterseniz eğer, size önerim hemen üstteki fotoda. Sevmek, sevilmek, kazanmak, kaybetmek ve yalnızlık üzerine çok etkileyici bir film. Lüüüffen seyredin :) 

9 Ekim 2017 Pazartesi

Kış kapıda

Kış bu sene nazlı nazlı geliyor. Aslında bu duruma itirazım yok. Hala ara ara sıcacık geçen günler içimi ısıtıyor. Açık havada daha çok vakit geçirebiliyoruz ama artık şundan eminim; kışı da çok seviyorum ben. 
Sonbahar-kış mevsimlerinde doğaya daha yakın oluyorum sanki. Ağaçların, bitkilerin, kuşların sesleri daha bir duyulası hale geliyor. Doğa daha çok şey veriyor. Geçtiğimiz cumartesi günü etraftan topladığım bitkileri bir vazoda bir araya getirdim. Biberiye, göknar, leylandi, ilex, Japon akçağacı, ortanca ve isimlerini bilmediğim 4-5 çeşit bitki daha. Bunlar nasıl güzel şeylerdir. Evin havasını değiştirdi.
Hafta sonu 2 de mum aldım kışa hazırlık. Titrek bir mum ışığı tüm kış gecelerine lazım bişidir :) 


Bundan sonra geceleri başrolde pofuduk terlikler, yumuşacık battaniyeler, tarçın-karanfilli çaylar, güzel filmler, müzikler var ama herkes için başta sağlık diyelim. İyi haftalar herkese.