1 Aralık 2016 Perşembe

Sarı sonbahardan kara kışa geçerken...

 
Yıllar sonra, 2016 yılının Kasım Aralık aylarını bir soran olursa bana, trafik diyeceğim. Sadece 'trafik'. Yarabbi! Bu nedir? Her akşam trafikzede olarak varıyorum eve. Geçtiğimiz 4 gün eve sırasıyla 2saat 44 dk, 2 saat, 2 saat 35 dk ve 1 saat 40dk'da (dün) vardım. Yani son 4 günde 9 saatimi trafikte geçirdim. Hatta sabahları da ortalama 1,5 saatten sayarsak 15 saat oluyor. Düşünebiliyor musunuz? Acaip bir durum. Allah'tan sabırlı bir insanım da akıl sağlığımı koruyabiliyorum. Geçici olduğunu bilmek rahatlatıyor beni. Dönem dönem deliriyor trafik, sonra normale dönüyor. Yine dönecek. İnşallah.
Onun dışında, bugünün de 1 Aralık olduğunu düşünecek olursak, sanırım en güzel mevsimi arkamızda bıraktık.

 Sarı sonbahar gitti.
 Yerine Flow Dergilerle birlikte kış geldi. Biten aboneliğimi yeniden başlattım.
Meğer ne hissediyor muşum eksikliğini.
Gören de firavun kedisi sanacak. Bir kere de gülün be, bir kere de güzel bakın. Yok :) 2 yaklaşınca kıhlayan, dünya güzeli ama kedi sokulganlığından zerre nasibini almamış ikizlerim bunlar benim :) Yemeğimizi vereceksen ver, vermeyeceksen fazla yüz göz olma haydeee :)

Burada günlerce otursam sıkılmam. Kış mevsimi insanı içe döndüren, yoğunlaştıran, duygulara yaklaştıran bir mevsim aslında.
  Süs kirazı ve sığlanın son yapraklarına elveda diyorduk düdüğümle beraber 
Ayşe Kulin'in yeni kitabı Kanadı Kırık Kuşlar yeni bitti. Cumhuriyet kurulunca Hitler zulmünden kaçıp Türkiye'ye gelen ve bilim getiren insanların hikayelerini roman içinde anlatan bir kitap. Anlatım dili olarak çok etkilenmedim ama merak ettiğim bir konuydu. Tavsiye ederim.  
 Aylardır ilk defa toplayınca bir foto aldım tabi :)

 Çınar yaprakları en sevdiğim. Kağıttan kestim ben de.
 

Bu arada güzel bir de haber aldım. Shenghen'i tam 3 yıllık vermişler bu sefer. Nasıl şaşırdım anlatamam. Her seferinde dünya kadar evrak toplamak zorunda kaldığım vize başvurularından gına gelmişti. Senghen için 3 yıl uğraşmayacağım artık. Düşündükçe mutlu oluyorum ve sağa sola bilet bakıyorum :)

21 Kasım 2016 Pazartesi

Güzel bir atölyede buluşalım mı?

Herkese merhaba. Harika bir hafta dilerim size. Yılı bitirmeden iki güzel atölye haberi vermek istedim. İlki 4 Aralık Pazar günü Bursa Kent Meydanı AVM'de 11:00-14:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Yılbaşı ruhunu evlere taşımak üzere gerçek bitkilerden çelenk kapı süsü, ledli kağıt aydınlatma ve kağıttan ağaç süsleri yapacağız. Yanında da bol bol sohbet muhabbet olacak. Eğer katılmak isterseniz cafecraftistanbul@gmail.com adresinden bana yazabilirsiniz. Daha önceki yeni yıl atölyelerime ait fotoğrafları buradan görebilirsiniz. Diğer atölyem ise İstanbul'da gerçekleşecek, onun duyurusunu ayrıca yapacağım. Selam ve sevgiler herkese.

14 Kasım 2016 Pazartesi

Fall in love

Bü-yü-len-dim! Bu mevsim öldürecek beni. Bu yaprakların hali nedir? Limon sarısından kızılın en alevlisine uzanan bir renk cümbüşü. Zaten bu köşe yok mu bu köşe. Hayatımın en anlamlı köşesi. İlkbaharda ayrı bir karnaval, sonbaharda ayrı. Hepsi o iki ağaçtan ötürü; süs kirazı ve genç sığla. Meğer 'bir ağacı olmak' başka bir şeymiş. Yaşadıkça anladım.
8-10 gün öncesiydi. Eve bir gittim ki ortalık böyle. Yapraklarını döken dökene. Kurdum hemen bir köşe kendime. Çok tatlı bir lodos vardı. Severim lodosu zaten. Temiz havayı içime çeke çeke takıldım açık havada.
Kışla birlikte kalın battaniyeler, pufidik minderler ve kuzu postları da çıktı piyasaya haliyle.
Ve mevsimin bir numaralı gözdesi: Nar

Yastığımın felsefesi; 'No need to hurry, no need to sparkie, no need to be anybody but oneself' Ne güzel söylemiş Virginia Woolf; 'Aceleye gerek yok. Kıvılcımlar saçmaya gerek yok. Kendinden başka biri olmaya gerek yok.' Hayatteki en güzel duygu kendin olabilmek ve bununla barışık kalabilmektir.


Şairim. Şiiri bana sevdiren şair.
En sevdiğim şiirlerinden birisi; öyle yalın, öyle güzel, öyle derin anlatım


Ama 'Değil' en sevdiğim şiiri sanırım Orhan Veli'nin. Adı bile ne güzel. Başka hangi şair adı 'Değil' olan bir şiir yazabilirdi ki!

İki fotoğraf çekene kadar hooop 7-8 yaprak daha iniyor aşağı :)

Bu fotoların üzerinden bir 8-10 gün geçti. Şimdi ağaçlar neredeyse çırılçıplak. Bu arada geçen yıl bu zamanlar böyle, böyle ve böyle fotoğraflamışım bu köşeyi. Herkese iyi haftalar.

1 Kasım 2016 Salı

Sonbahar

Geçen gün bir yürüyüş yaptım ve gördüklerime aşık oldum. Uzun zamandır açık havada yürümediğimi de anladım. Arada durup beğendiğim köşelerin fotoğrafını çektim. Mevsimin tüm güzellikleri komşularımın emekleri ile birleşmiş ve pek güzel görüntüler çıkmış ortaya. Bu sokaktan hep geçerim ama ya bu kulübe yeni, ya da benim dikkatimi şimdi çekti. Pek şirin. Önündeki çiçeklerle peri evi gibi olmuş.
 Yollara dökülen yaprakları öbek öbek süpürmüşler belli bölgelere. Aslında süpürmeseler keşke. Hışır hışır yürümek istiyorum üzerlerinde ben.

 Kimi komşularda pek güzel sukulentler var. Örnek şekil 1A

 Ya bunlara ne demeli?
 En sevdiğim güzergah
 Pek bir kuş vardı etrafta.
 Kahküllü ve kırmızı
 
Epey bi ganimet topladım yürürken
 Sonra onlardan camlara aksesuarlar yaptım.
 
Bıdıklar
  Yapraklarının arasında birikmiş su damlaları ile pek sağlıklı bir görüntüsü vardı.

Sabırsızlığın bu kadarı

Acelen nereye diye soracaklara sesleniyorum!! Bilmiyoruuuuum!! :) Yani gerçekten bilmiyorum. Aslında bana kalsa, bütün yıl bu köşede kalabilir bu ağaç, toplamaya gerek yok :) Geçen hafta sonu Defü ve Nil'le kurduk. Erken merken. Geceleri ışıltısını, gündüzleri parıltısını seviyorum bu olayın.
Biri renkli diğeri beyaz ışıklı iki aydınlatma hattı doladım. Geceleri doyamıyorum o titrek ışıkları seyretmeye.
 Yanında, şömine, kitap ve kestane veya duruma göre şömine, kitap ve şarap
Modunuz hangisine daha yakınsa :)
Kitabım, Haruki Murakami'nin 1Q84'ü. 1.200 küsür sayfa. Okuması değil de taşıması zor :) 1.000'leri geçtim. Seviyorum bu adamın tarzını. Her seferinde 'ay acaba nereye varacak dedirten ve hemen hepsinde hiçbir yere varmayan' sıcacık hikayelerin yazarı. Bir kitapta başrol kadın oyuncu mavi elbise giyiyorsa, kargaların ehemmiyetli rolleri varsa, 'metafor' kelimesi 3-5 sayfada bir karşınıza çıkıyorsa, başrol karakteri illede size huzur veriyorsa, herkes arayış içindeyse ve aranan şeyin doğada olduğu mesajı gizliden gizliye size ulaşıyorsa, günümüz toplum şartlarında aykırı kabul edilen tarzda kadın-erkek ilişkileri hakim durumdaysa ve en olmayacak olaylar ille de en olmayacak zamanlarda oluyorsa (mesela esas kızın aylar süren hazırlığı sonucu öldürmeye gittiği cani adamın, 'beni öldürmeye geldiğini biliyorum, lütfen öldür beni' demesi ve tam o sahnede adamın aslında cani olmadığının ortaya çıkması ama kızın yine de adamı öldürmesi gibi) ve kitap bittiğinde çözümlenmemiş tuhaf bir rüyadan uyanmış gibi oluyorsanız, o kitap bir MURAKAMİ kitabıdır :) Ve daha da önemlisi tüm bunlar hoşunuza gidiyorsa, o zaman kulübümüze hoş geldiniz, siz de bir Murakami karakteri olabilirsiniz :)

Neyse, konuyu epey dağıttıysam da durum kısaca böyle. Sonbahar ve kış güzel mevsimler. Eskiden pek mesafeliydim ikisine de. Çok haksızlık etmişim :(