Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2016 Pazartesi

Fall in love

Bü-yü-len-dim! Bu mevsim öldürecek beni. Bu yaprakların hali nedir? Limon sarısından kızılın en alevlisine uzanan bir renk cümbüşü. Zaten bu köşe yok mu bu köşe. Hayatımın en anlamlı köşesi. İlkbaharda ayrı bir karnaval, sonbaharda ayrı. Hepsi o iki ağaçtan ötürü; süs kirazı ve genç sığla. Meğer 'bir ağacı olmak' başka bir şeymiş. Yaşadıkça anladım.
8-10 gün öncesiydi. Eve bir gittim ki ortalık böyle. Yapraklarını döken dökene. Kurdum hemen bir köşe kendime. Çok tatlı bir lodos vardı. Severim lodosu zaten. Temiz havayı içime çeke çeke takıldım açık havada.
Kışla birlikte kalın battaniyeler, pufidik minderler ve kuzu postları da çıktı piyasaya haliyle.
Ve mevsimin bir numaralı gözdesi: Nar

Yastığımın felsefesi; 'No need to hurry, no need to sparkie, no need to be anybody but oneself' Ne güzel söylemiş Virginia Woolf; 'Aceleye gerek yok. Kıvılcımlar saçmaya gerek yok. Kendinden başka biri olmaya gerek yok.' Hayatteki en güzel duygu kendin olabilmek ve bununla barışık kalabilmektir.


Şairim. Şiiri bana sevdiren şair.
En sevdiğim şiirlerinden birisi; öyle yalın, öyle güzel, öyle derin anlatım


Ama 'Değil' en sevdiğim şiiri sanırım Orhan Veli'nin. Adı bile ne güzel. Başka hangi şair adı 'Değil' olan bir şiir yazabilirdi ki!

İki fotoğraf çekene kadar hooop 7-8 yaprak daha iniyor aşağı :)

Bu fotoların üzerinden bir 8-10 gün geçti. Şimdi ağaçlar neredeyse çırılçıplak. Bu arada geçen yıl bu zamanlar böyle, böyle ve böyle fotoğraflamışım bu köşeyi. Herkese iyi haftalar.

1 Kasım 2016 Salı

Sonbahar

Geçen gün bir yürüyüş yaptım ve gördüklerime aşık oldum. Uzun zamandır açık havada yürümediğimi de anladım. Arada durup beğendiğim köşelerin fotoğrafını çektim. Mevsimin tüm güzellikleri komşularımın emekleri ile birleşmiş ve pek güzel görüntüler çıkmış ortaya. Bu sokaktan hep geçerim ama ya bu kulübe yeni, ya da benim dikkatimi şimdi çekti. Pek şirin. Önündeki çiçeklerle peri evi gibi olmuş.
 Yollara dökülen yaprakları öbek öbek süpürmüşler belli bölgelere. Aslında süpürmeseler keşke. Hışır hışır yürümek istiyorum üzerlerinde ben.

 Kimi komşularda pek güzel sukulentler var. Örnek şekil 1A

 Ya bunlara ne demeli?
 En sevdiğim güzergah
 Pek bir kuş vardı etrafta.
 Kahküllü ve kırmızı
 
Epey bi ganimet topladım yürürken
 Sonra onlardan camlara aksesuarlar yaptım.
 
Bıdıklar
  Yapraklarının arasında birikmiş su damlaları ile pek sağlıklı bir görüntüsü vardı.

20 Kasım 2015 Cuma

En güzel halı

Uyarmıştım! :) Yaprak fotoları ile bayabilirim sizi demiştim. Ama ne yapayım! Bu güzelliği nasıl kendime saklayayım. Böyle bir halı olsa, hiç düşünmeden alırım. Amin Maalouf 'Yüzüncü Ad' kitabının son çeyreğindeyim. Pek güzel. Amin Maalouf'un tüm diğer kitapları gibi.
Hamağı silkelemek istemiyorum hiç ve yaprakları sürümeden yürümeye çalışıyorum üzerlerinde. Öyle tatlı tatlı dağılmışlar ki, bu dağınık düzen adım darbeleri ile bozulsun istemiyorum.
Arada hüp hüp
Birazdan ufak bir yürüyüşe çıkıp kırmızı boncuk meyveli sonbahar dallarından toplayacağım minik bir saksıya yerleştirmek için. Bu hafta sonu benim için özel bir hafta sonu. Yarın sabah erkenden bir yolculuk planımız var kısmetse. Şimdilik selam ve sevgiler benden size gelsin kocaman. Mutlu hafta sonları dilerim.

19 Kasım 2015 Perşembe

Alacaklı

Şu fındık buruna bir bakın hele! Son ayların sürekli misafiri, her sabah bize uğramadan gününe başlamaz oldu.
Müstakil yaşama geçeli beri epeyce kedimiz oldu. Çoğuna baktık, sahiplendik ama sonradan mesafe koymak zorunda kaldık araya. Evin içine almıyoruz artık. Çok seviyorum kedileri, orası ayrı. Diğer taraftan bazen istemeden çok zarar verebiliyorlar. Bu nedenle son bir yıldır hiçbirini tam olarak sahiplenmedik. Bu gördüğünüze bir isim bile vermedik. Gerçi bu hiçbir zaman bir kedi sahiplenmeyeceğimiz anlamına da gelmiyor tabii. Bir sabah bir yavru buluverirsem kapıda her şey değişebilir :)
Gelin görün ki bir ismi olmaması bir şey değiştiriyor mu? Tabii ki hayır! :) Yine de her sabah kapıda. Pati sesi ile başlıyoruz güne :) Patilerini hızlı hızlı cama vurup göz teması kurmaya çalışıyor :) Görseniz alacaklı dersiniz.
Sonra çeşitli hareketler, danslar :) Çok tatlı bu hayvancıklar. Huzur dolular.
Sarı-kızıl köşeden de bir foto paylaşmayı ihmal etmeyeyim dedim. Geçen hafta bugün yaprakların çoğu ağaçların üstündeydi, artık çoğu yerde. Bir kenara oturup yaprakların havada döne döne, süzüle süzüle dökülüşünü seyrediyorum bazen.  Her son, yeni bir başlangıcın hazırlığı aslında. Bu dökülme de, önümüzdeki bahara yepyeni yapraklarla şıkır şıkır hazırlanmak için. Etrafımızdaki bütün güzellikleri verene sonsuz şükürler olsun. Bugünü nedense cuma gibi hissediyorum, olmadığını ara ara hatırlatmam gerekiyor kendime. Cumayı perşembe sanmak çok güzel de, perşembeyi cuma sanmak zor :) Selamlar benden kocaman.


16 Kasım 2015 Pazartesi

15 Kasım İstanbul Maratonu'nun ardından

Üstteki fotoğraf dün sabah (15 Kasım) 06:45 sularında çekilme. Hava henüz tam aydınlanmamışken çektim. Malum dün 15 Kasım Avrasya Maratonu vardı. Koruncuklara yardım toplamak için koştum. Fakat artık öylesine paranoyak olduk ki, bir yerlerde bomba patlayacağından emin, ama patlamamasını umarak gittim. Hatta eğer ölürsem diye bayrağımı çizdim tırnağıma gecenin bir yarısı. Canım vatanım, biricik ülkem için gittim. İyi ki de gittim. Muhteşem bir deneyimdi. Yaklaşık 25.000 kişi köprüyü yürüyerek ve koşarak geçtik. 1. Köprü gişeler, Barbaros Bulvarı, Kabataş, Karaköy ve Eminönü :) Gaziler, nineler, bebeler, koşucular, yürüyücüler, engelliler, LGBT, selficiler, herkes oradaydı :) 10K'lık parkuru 1 saat 11 dk'da koştum. Haftalardır yaptığım fitness ve antrenmanlar meyvesini verdi. Koşmak güzel bir his.
12:00 gibi eve dönünce güzel bir uyku çektim önce. Bir gece önce sadece 5 saat uyuyabilmiştim. Uykusuzluğu telafi etmek benim için her şeyden önemli :) Günlerce aç susuz kalırım, nefesimi su altında bir miktar tutarım, ama uykusuzluğu asla :) O uyku yerine konacak :)
Sonra 15:00 gibi uyanınca attım kendimi yine yapraklı köşeye.

 

Amin Maalouf'un Yüzüncü Ad'ını instagramda yaptığım bir mini oylamadan sonra aldım. Yazarın en tavsiye edilen kitabı oldu bu. Gerçekten de güzel başladı, tavsiye ederim.
 

 Falım dışarı taşmış :)


Tabii ben o sandalyeleri-ortamları öyle tekil çekiyorum-paylaşıyorum diye yanılmayın. Bu fındık burun da sandalyemin sol yarısındaki manzaram. Tek sandalyeye oturmaya, her taraf boşken koltuğun aynı köşesine sığışmaya, aynı battaniye altında ısınmaya bayılırız biz :) Bugünlük bu kadar yetsin. Selam ve sevgiler.