30 Mart 2017 Perşembe

Burano hatıraları

Dün İtalya gezisini bloğa aktarırken (burada), bu minikleri henüz fotoğraflamamış olduğum için yazı kapsamına ekleyememiştim. Dün akşam fotoğraflama imkanım oldu. Venedik'e çok yakın olan Burano ve Murano adaları cam üretimleri ile meşhur ve adalara ayak bastığınız anda onlarca cam eşya satan dükkan çıkıyor karşınıza. Bu minnoş şeyleri Burano'daki dükkanların birinden kızıma aldım. Kızıma diye aldım ama ben de bir o kadar bayıldım. Bana hediye gelseydi herhalde beni de en az kızım kadar mutlu ederdi :)
 Domuzcuk, farecik ve hippo bibloları mercimek kadar. Vazo ise bir kürdanın yarısı yüksekliğinde.

Büyüklüğünü gösterebilmek için parmağımın üzerine koyup çektim. Belki böyle çekince ebatları daha iyi anlaşılıyordur.
Bunlar iyi hoş fakat kaybetmemek büyük mesele :) Bir de betona düşürmemek lazım tabi. Perşembe ne kadar hızlı geldi. Haftayı bitirdik sayılır. Herkese kucak dolusu sevgiler ve iyi hafta sonları.

28 Mart 2017 Salı

Venedik ve Burano gezimizden kareler

Ve uçağımız inişe geçti. Altımızda İtalya toprakları. Venedik'e varmak üzereyiz. Geçen hafta perşembe sabahı, saat 09:20 suları. Annem, ben ve kız kardeşim, uzun zamandır hayalini kurduğumuz şeye, başbaşa bir İtalya tatiline başlamak üzereyiz.
Aşığım İtalya'ya. Özetle benim durumum bu. Her yıl ve yılda birkaç kere gitsem sıkılmam. Dünya bir tarafa, İtalya diğer tarafa. Venedik Marco Polo Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra, 1 saatlik otobüs yolculuğu ile Padova'ya geçtik. Padova İtalya'nın üniversite şehirlerinden biri. Nispeten ufak ve sakin bir şehir. İlk gece Padova'da konakladık.

Locanda Ca Le Vele, Venedik

Venedik gezisinin bizim için en büyük sürprizi hiç şüphesiz otelimiz oldu. 16. yy Venedik tarzında döşenmiş odası aklımızı başımızdan aldı. Kanal manzaralı bu odada kendimi gerçekten birkaç yüzyıl öncesinde yaşıyormuş gibi hissettim. Yolu Venedik'e düşeceklere öneririm. Detaylar burada.
Duvarları kumaş kaplı bir odada en son ne zaman bulundum (veya hiç bulundum mu) gerçekten bilmiyorum. Farklı bir his veriyor insana.
Bu tarzı sever misiniz bilmiyorum ama benim çok hoşuma gidiyor. Dönem filmlerinden fırlamış gibi.
Mobilyalardaki detaylar çok hoşuma gitti.

 

 İnsanlar otel odalarında TV olsun istiyorlar biliyorum ama olmasa bence daha iyi :)



 Seyahat günlüğü olmazsa olmaz bir şeydir.
  Karşı bina

 Grand Canal ve gondolları

 Meşhur Rialto Köprüsü
 Eşsiz bir 'serendipity' anı
San Marco Bazilikası. Eğer yolunuz düşerse, sırt çantası ile içeri almıyorlar.
Bir süreliğine emanete bırakmanız gerekiyor.
 Tipik Ayasofya
 San Marco terasından meydan manzarası
 Solda Venedik dukalarının sarayı. Venedik'i diğer Avrupa şehirlerinden ayıran temel unsur mimarisindeki Bizans ve Osmanlı etkisi. Dikkatli bakınca birçok detayda bu iki etkiyi  görebiliyorsunuz.

 San Marco'nun yer döşemeleri. İnsanın aklı mantığı almıyor gerçekten.


Yılın her ayında akın akın gelen turiste inat, şehrin yerlileri kendilerini günlük hayatın doğallığına alabildiğine bırakmış.
İstanbul aydan aya değişir bozulurken, Avrupa şehirleri itina ile muhafaza ediliyor. Venedik'e ilk gidişim herhalde 9-10 yıl önceydi. Sanki taş yerinden oynamamış.
  'Işılım, bu güzel foto için teşekkür ederim'
Rialto Köprüsü'nün gece manzarası. Bu muazzam şehrin bir gün sular altında kalacağını bilmek çok üzücü.

Burano
Fotoğraflarını her yerde gördüğüm Burano adasına gitmek bu gezide mümkün oldu.
Bü.yü.len.dim.  
 Dört bir yan kutu gibi rengarenk evler ve kanallarla dolu.

 Böyle bir tatlılık olabilir mi!


 Bu kule 5-10 derece eğimle duruyor. Meğer İtalya'nın tek yamuk kulesi Pisa değilmiş.
Bir kapı genişliğinde ön cephe. Öldüm meraktan. Kimler yaşar bu kırmızı evcikte? Nasıl bir dekoru vardır? Sabah kahvaltıda ne yerler? Evden kaçta çıkarlar? Neleri severler?


 :) 
Burano adasına yolunuz düşüp, iyice gezip tozduktan sonra acıkacaksınız. Oturmanız gereken Restaurant'ın adı 'Galuppi'. Türk bayraklı Türkçe menüsü, güler yüzlü garsonları ve parmak yedirten lezzette menüsüyle sizi çok mutlu edecek.
Burano'dan sonraki durağımız Murano adası oldu ama Murano Burano'ya göre daha büyük, dağınık ve sanki biraz da bakımsız. Dolayısıyla sadece birini seçmeniz gerekirse eğer, benim önerim Burano. Burano'dan kızıma hediye aldığım minyatür cam bibloları henüz fotoğraflamadım. Çektiğimde onlara da burada yer vereceğim çünkü çok güzeller. Dönmemle birlikte, tekrar ne zaman giderim acaba diye düşünmem bir oldu. Gezmek gerek. Herkese benden kucak dolusu sevgiler.

14 Mart 2017 Salı

'Geçmiş bahar mimozaları'

Ne zaman mimoza mevsimi gelse, aklıma hep o film geliyor: 'Geçmiş bahar mimozaları'. Filmin ne konusunu hatırlıyorum, ne de oyuncularını. Aslında adından başka hiçbir şeyini hatırlamıyorum ama o ne güzel, ne hüzünlü bir isimdi. Sanıyorum TRT'nin tek kanal olduğu dönemdi.
Dört bir yan sarı mimoza ağaçlarıyla doldu. Doğa uyanmaya başladı işte yine. Nasıl hayranım bu uyanışa. Bugün hava yağmurlu, şehirde tam bir kaos, hava buz; ama baharı düşününce mutlu oluyorum yine de. Daha sırada neler var neler. Ne ağaçlar, ne çiçekler...
 O filmden midir nedir, hep hüznü çağrıştırıyor mimoza bana.
Mimozam ve mumum tam bir uyum içinde poz verdiler dün.
Mum gerçek bal mumu. Ataşehir pazarından almıştım.

Biz sabırla baharı beklemeye devam ederken, doğa da sabırla ağırdan almaya devam ediyor :) Olsun, bir şeyi büyük heves ve özlemle beklemek de güzeldir. Bekleyeceğiz. Bekleyip kavuşmanın hazzını taa içimizde hissedeceğiz.