Craft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Craft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2018 Cuma

Fındık kesesi


Ufacık bir yazı vasıtasıyla merhaba demek istedim size. Nasıl gidiyor hayat? Neler yapıyorsunuz? Her şey yolundadır umarım. Hem bahar gelmiş hem cuma. İnşallah gerisi de gönlünüze göredir. 
Geçtiğimiz haftalarda dolapları karıştırınca bu minnoş keseleri buldum bir kenarda. Sonra içlerine fındıkları doldurdum. Tüm paketleri (zaten hepi topu 3 tane) fotoğraflayamasam da hava kararmadan bir tanesini fotoğraflamayı başardım. Ertesi gün de buluştuğum arkadaşlarıma dağıttım.
Paketleri bantla yapıştırıp birer de Tilda bebek mandalladım (Ne modaydı bu Tilda bebekler bir zamanlar değil mi?) Hazırlarken pek keyif aldım. Ortaya narin, minnoş, naif bir görüntü çıktı. (Bu arada keseler bir dergiden çıkmıştı ama hangisinden hiç hatırlamıyorum) Vesileyle hepinize mutlu hafta sonları diliyorum. Selamlar herkese.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Mayıs ve Miniso

Mayısı artık kıştan sayacağız herhalde. Neredeyse sonuna geldik ama havalar hala soğuk ve güneşe hasretimiz iyiden iyiye arttı. 3 günlük 19 Mayıs tatili de neredeyse güneşi göremeden gitti. Geçtiğimiz 3 gün sırtımı güneşe dayayıp gözlerimi kapamak, kuşları dinlemek gibi bir idealim vardı halbuki.
 Fotolar açık havaya kendimi atabildiğim kısacık birkaç saate ait.
 Donmuyorsak buna da şükür :) (Malum 2 hafta önce dolu yağmıştı)
 Allah'tan dergilerimiz kitaplarımız var.
Geçen hafta cuma günü yolum Maltepe AVM'ye düştü. Miniso adında Japon menşeili bir mağaza açılmış. Çok tatlı şeyler vardı ve kapış kapış gidiyordu :) Bu minnoş örtüyü de oradan aldım ve çok sevdim. 4-5 mağazası varmış İstanbul'da, denk gelirse uğrayın. Bu vesileyle, iyi haftalar diliyorum herkese. Selam ve sevgiler.

16 Mayıs 2017 Salı

Mojito aşkına

Böyle bir lezzet olabileeeer mi? Olabilemezzz! Mojito'yu hep severdim ama kendim yapmaya başladıktan sonra iyice müptelası oldum. En güzel yaz içeceği. Mojito yapmak, içmek, misafirlerime ikram etmek ayrı bir ritüel oldu benim için. Geçen yaz öğrendim. İlk denemelerim tutmadı ama denedikçe daha iyi oldu ve şimdi diyebilirim ki son derece iddialıyımmm :)
Meraklıları için kendi tarifimi ekliyorum ama unutmayın ki mojito çok kalorili bir içecektir ve esmer de olsa şeker içerir. Ben hiçbir şekilde şeker tüketmediğim için (meyvelerden aldıklarımızı saymazsak) mojitodaki şeker bana lüks kaçmıyor ama hassasiyeti olan dikkat etmeli. Yapar, sever ve sık sık içerseniz kilolar füze olur gider, benden söylemesi :)

Malzemeler - 1 bardak için:
Rom (Tercihen Bacardi)
Lime limon (Sarı limonu hiç denemeyin bile)
7-8 yaprak taze nane
2 tatlı kaşığı esmer toz şeker (Aynı not burada da geçerli, beyaz şeker kullanmayınız lütfen)
Soda
Kırılmış buz (Ben mikserde kırdırıyorum)
Tokmak (Ahşap ürünler satan bir yerden almıştım, şöyle bir şey)

Yapılışı:
-Yarım lime limonu 5 parçaya ayırıyoruz.
-Fotoğraftakine benzer bir bardak içine, 4 parça lime limon, 6-7 yaprak nane ve 2 tatlı kaşığı esmer şeker atıp tokmak yardımı ile hafifçe ezip şeker, limon suyu ve nane aromasının birbirine karışmasını sağlıyoruz.
-Üzerine tepeleme kırık buz dolduruyoruz.
-3 parmak boşluk kalana kadar rom koyuyoruz.
-Bardakta boş kalan kısma soda ekliyoruz.
-En sonunda, kalan tek dilim limon ile 1-2 dilim nane yaprağını üstten ekleyip güzelce karıştırıyoruz.

Bir de şu noktalar var:
-İlk başta tokmakla ezerken limon ve naneyi fazla öldürmüyoruz. Amaç hafifçe ezmek ve aromaların birbirine karışmasını sağlamak. Yumuşak yumuşak :)
-Pipet şart ve varsa birkaç kokteyl süsleme aksesuarını da ekleyebilirsiniz.
-Buz kırıcı makinalar var ama ben evde kalabalık olmasın diye almadım. Mikser bu iş için yeterli oluyor.
-Aynı anda birçok kişiye hazırlayacak olursanız ne buz kalıplarınız ne de buzlarınız yeterli gelmeyecek. Bunu şöyle çözdüm. Koroplastın güzel bir buz poşeti ürünü var. Ondan bolca aldım. Suyla doldurup donduruyorum. Hem buzlukta çok az yer kaplıyor hem de güzel bir stok oluyor.
-Bu tarifi deneyecek olursanız kendi damak tadınıza göre revizyonlar yapabilirsiniz. Daha tatlı sevenler şekerini, acı sevenler lime limonunu arttırabilir mesela. Tercihinize göre romu da artırıp azaltabilirsiniz.
Hadi afiyet olsun o zaman.
Bu arada, öncelikli tercihim her zaman mojito olsa da bir de karpuzlu kokteylim var.
Onu da başka bir yazıda anlatacağım. Kocaman selam ve sevgiler herkese.

27 Şubat 2017 Pazartesi

Yumurta başlığı

Tuhaf bir haldeyim. Sabahtan beri başım fıldır fıldır. Ayağa kalktığım veya hafif de olsa eğildiğim anda başım dönüyor. Üstelik birazdan Maslak'ta bir toplantıya gitmek üzere çıkmam lazım. İnşallah araba kullanırken olmaz bu baş dönmesi :(


Neyse, bu tatsız girişten sonra asıl konuya geleyim. Geçen hafta amigurumi denemelerine devam ettim. İlkini size burada anlatmıştım. Geçen hafta da yumurta başlığı (egg warmer) yaptım. Çok basit, son derece pratik bir uygulama. Elinize ayar kazandırmak için yapabileceğiniz güzel bir başlangıç projesi.
Sık iğnenin arttırma usulü ile çalışılması temelli bir uygulama.

Bu fotoğrafları çektikten birkaç dakika sonra tabağım elimden kaydı, tuzla buz oldu. Baharı hatırlatıyordu bana. Sultanbeyli bit pazarından almıştım ama kısmet. Ömrü bu kadarmış.

Bu arada bu uygulama TUVA Yayıncılık'tan çıkan ve Nicki Trench'in hazırladığı 'Kolay ve sevimli tığ işleri' kitabından... Nicki bunlara tutmaç olarak zincir değil de, kurdele dikmiş. Ben  etek ucu renginde zincir monte ettim. Herkese güzel bir hafta diliyorum.
 
 

20 Şubat 2017 Pazartesi

Bahar yaklaşırken

Bu yazıyı güneşli bir günde yazacağımı sanıyordum. O nasıl güzel havalı bir hafta sonuydu yarabbim! Çok özlediğimiz güneşle azıcık da olsa hasret giderdik ve üşümeden dışarılarda oturabildik biraz. Bu sabahı da öyle hayal etmiştim ama ofise geldiğimden beri ışıklarım açık oturuyorum. Dışarda yağmur çamur, kış, kıyamet aynen devam. Sanırsın gece.
Geçen hafta cuma günü bahar çiçekleri aldım biraz. Nasıl güzeller. Ya bu dünyada çiçek diye bir şey olmasaydı.
 
 
Önümüzdeki haftalar için (bahar iyice gelip de bizi içerlerde iş göremez hale getirene dek) yeni fikirler seçeyim diye niyetlendim dün. Henüz bir şey seçemedim ama bu hafta seçeceğim. Kitaplar ve uçsuz bucaksız internet dolusu fikir var. Bu açıdan çok şanslıyız bence.

Geçen hafta amigurumi yapımını kurcaladım biraz.
Ufak çaplı bir iki amigurumi bebecik yapabilirim her an :)

10 Şubat 2017 Cuma

Parmak örgüsü ile boyunluk

(Bu yazı daha önce paylaştığım bir yazıydı ama ilave fotoğraflarla tekrar paylaşıyorum)
Geçtiğimiz hafta sonu Bursa'nın Reyhan Pazarı'na yolumuz düştü. Başka yere varmak için Pazar'ın içinden geçerken sağda solda bir sürü yüncü olduğunu fark ettim ve işleri güçleri bitirip dönüşe geçtiğimizde hemen hepsine girdim. Raflarda Alize'nin 'Country' adını verdiği bu ipler dikkatimi çekti. Önce şiş veya tığla örülüyor sandım ama yumak kağıtlarında parmak örgüsü yazdığını görünce denemek üzere beğendiğim renklerden aldım birer tane. Parmak örgüsü, iki elin 3'er veya 4'er parmağının şiş gibi kullanıldığı pratik bir teknik. Altta Alize tarafından hazırlanmış videoyu görebilirsiniz.
                                         
İlk bakışta karışık gibi gelebilir ama bir kere yapınca çok kolay bir teknik olduğunu göreceksiniz. Bir yumakla bir boyunluk yapılıyor ve ilk deneme değil ama ikinci ve sonraki denemeler maksimum 15 dk sürüyor.
Önce bu pembeyi yaptım. İlk deneme olduğu için hataları var ama ilkinden sonra çok daha muntazam oluyor.  
  Pembe kızıma, sağdaki eşime 
Fotolardan bir şey anlaşılmıyor çünkü karanlıkta çektim ama o kadar güzel ve yumuşaklar ki. Sıcacık tutuyorlar.
Bu modelde 10 ilmek var. 12 yaparsanız daha sık, 8 yaparsanız daha bol oluyor. 6 falan yaparsanız zaten 2 kere dolarsınız boynunuza. Bu yumakları en düşük 6,5, en yüksek 8 TL'ye buldum. Ara fiyatlarda da satılıyor. Çok ideal bir hediyelik. Düşünsenize, 7 TL'lik bir ipten başka bir şeye ihtiyacınız yok (şiş ve tığa bile) ve bir yumaktan bir boyunluk çıkıyor :)  Sevgililer günü de geliyor. Sonra vay efendim bize sevgililer günü için bir fikir bile vermedin, bir yol göstermedin... demeyin, anlamam :)
Toplam sanıyorum 13 tane boyunluk yaptım. Hepsinin sahibi belli. Bu üsttekini bu sabah sahibine teslim ettim bile :) Bunu benim 10 parmağında 10 marifet olan, yetenekli, insana ilham veren can arkadaşım Ayda'cığım için yapmıştım. (Bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama kendisini IG'de cafenohut olarak bulabilirsiniz) Sabah erkene planladığımız kahvaltı programına üzerinde yeşil triko ile geldi :) Trikosu ile boyunluğu nasıl uydu anlatamam.
 Bu üstteki kardeşime
 Sarıdan toplam 3 tane yaptım. Defne'ye ve çok sevdiği ikiz arkadaşlarına
 Üsttekinden de toplam 3 tane yaptım, biri Defne'ye ve diğer ikisi çok sevdiği iki kankasına. Defne arkadaşları ile takım olmayı çok seviyor.  
 Üsttekini kendime ayırdım
Üsttekinden de iki tane yaptım. Biri eşime, diğeri kız kardeşimin eşine (Maksat bacanaklar takım olsun :))
  
Bu griyi Defne kendine yaptı. Son sıranın kapaması hariç ben elimi bile sürmedim :) Bir de burada fotoğrafı olmayanlar var ama onların fotoğraflarını çekme imkanım olmadı. Kendi yaptığın ve güncel hayatta kullanım alanı olan, bir ihtiyaç gideren bir şeyi hediye etmek güzel bir his. Bu arada koca bir haftayı da devirdik. Güzel bir hafta sonu diliyorum herkese.
 


6 Şubat 2017 Pazartesi

Tığlarım için kılıf

Fotoğraftaki kılıfın ağzında gördüğünüz 2 köşeli minik metal cüzdan aparatını Pendik Kaplan'dan almıştım. Ben bu cüzdanı yaparken, Defne de bu minik boyla kendine bir şeyler yapar diye düşünmüştüm ama Defne için fazla zorlayıcı bir çalışma olduğu ortaya çıkınca metal ağız boşta kaldı. Öyle olunca, bu metal ağzı kullanarak, tığlarım için bir kılıf yapma fikrinden hareket ederek  fotoğrafta gördüğünüz ince kılıfı yaptım.
10 zincir çektim ve üzerine sık dikişle devam ederek yaklaşık 34 cm uzunluğunda ince uzun bir şerit ördüm. Uzunlamasına ortadan katlayıp (böylece toplam uzunluğu yaklaşık 17 cm oldu) yanları iğne ile, bitime 2 cm kalana kadar diktim. Bu tarz işleri yaparken sürecin farklı aşamalarında farklı fikirler geliyor insanın aklına. Mesela bu ince uzun şeridi örerken farklı saç bandı fikirleri geçti gözümün önünden. Belki onları da denerim.
İki yanı iğne ile dikince ağız olmasını planladığım uca bu metal aparatı oturtarak misina ile diktim. Burada anlattığım cüzdanın aksine, buna astar eklemedim. İç hacim zaten dar olduğu için astarla daha da daraltmak istemedim.
Sonra üzerlerine iki minik yuvarlak çiçek ekledim. Aslında bunları tam çiçek formunda yaptım ama bu minik kılıf için fazla büyük kaldılar. O nedenle yaprakları sökerek bu şekilde uyguladım. Çiçekleri silikonla yapıştırdım.
Bu metal ağzı oturtmak, basit denebilecek bu uygulamanın en vakit alan kısmı. Önce iyice yerleştiğinden emin olup sonra dikiş aşamasını itinayla tamamlamak gerekiyor.

 Kalınlık böyle. Fibra Natura Coton marka ip ve 3 numara tığ kullandım.  
Bu arada, geçtiğimiz hafta sonu Bursa'daydım ve oradayken bana heyecan veren bir keşfim oldu. İlk fırsatta onları da derleyip  yazacağım size. Şimdilik güzel, verimli ve huzurlu bir hafta dilerim herkese. (Bu arada havalar biraz yumuşadı ve ışığımız biraz arttı değil mi? Çok şükür)

31 Ocak 2017 Salı

Kış günleri

 
Bu aralar sabahları nasıl bir soğuk var yarabbim. Sabah saatlerinde arabanın tamamen buza dönmüş camını çözdürmek herhalde bir 10-15 dakikamı alıyor ama bu sabah buz çözücü sprey de işe yaramadı. Siteden çıkana kadar tam 4 kere durup tekrar fısfıslamak zorunda kaldım ve ellerim dondu. Demem o ki, kışa doyduk. Aslında kar yağacak olsa hiç itiraz etmem. Kara doymadım daha ama kar yağmayacaksa, sadece böyle kuru soğuk kaldıysa, artık kışı ufaktan misafir edebiliriz bence :) Baharı özledim. Çiçekleri, kuşların şakımalarını, tatlı tatlı ısıtan güneşi...
Kış günleri (daha doğrusu geceleri) bu kadar soğuk ve uzun olunca akşamları çeşitli denemeler yapmaya, elleri çalıştırıp ortaya güzel şeyler çıkarmaya da bol bol vaktim oldu. Özellikle de üretkenlik açısından son derece tembel geçirdiğim 2016 yazından sonra yaptığım denemeler ve hayatıma kattığım bu yeni deneyimler çok iyi geldi. Çünkü ben bir gezerken mutluyum çok, bir de ellerim çalışırken. Yeni şeyler öğrendikçe zenginleşiyor insan.
Akşam eve varıp yemeğimi yedikten sonra çekiyorum önüme malzemelerimi ve başlıyorum çalışmaya.  Bazen tığ, bazen nakış. Ne güzel, ne dinlendiren, ne mutlu eden işler bunlar... Canım anneannem, canım annem. Neler neler yaptılar hayatları boyunca. Ne detay işlemeler, ne sabır ve özveri gerektiren el emeği ürünler. Bendekilere gözüm gibi bakıyorum. Tabii bu arada farklı şeyler denedikçe kağıtlarımı ihmal ediyorum biraz, biliyorum ama onları çok özledim ve en kısa zamanda haşır neşir olacağım. Onların yeri ayrı.

Yazın insan dışarda çok vakit geçiriyor elbette ama kış mevsiminde ev hali başka cazip. Evde geçirebildiğim vakit, hafta içi akşamlarım ve hafta sonlarımın bir kısmından ibaret; çok kısıtlı ve bu yüzden de hiç doyamıyorum. Hayatım hep bir özlem. Aileme özlem, eve özlem, dinlenmeye özlem, craft işlerimle daha çok haşır neşir olmaya özlem. Ama biliyor musunuz, hayattaki en kilit duygulardan biridir özlem. En değerli şeylere özlem duyarsınız ve özlem biterse hayatınızda, anlam da biter. Özlemediğiniz şeyler sizin için ya artık anlam ifade etmeyen, ya da fazlaca sahip olmaktan dolayı artık sıradanlaşmış şeylerdir. Özlem beklemek, kavuşmak ve kavuştuğun anda da yapabiliyorsan kıymet bilmek demektir. Özlem biterse bıkkınlık başlar ki en hoşlanmadığım duygudur bıkkınlık. İyi ki özlem var hayatlarımızda, iyi ki özlemenin ve kavuşmanın hazzını her gün tekrar tekrar yaşayabiliyoruz. Allah kimseyi özlemsiz bırakmasın.


İçimden bir ses geçen hafta yağan şu 10-15 cm'lik karın bu kışın son karı olduğunu söylüyor. Bakalım göreceğiz. Herkese selam ve sevgiler.